BOLOGNA REHBERİ

Kırmızının en güzel tonlarının bulunduğu, revakların altında yürümenin ayrı bir keyif olduğu, nefis şarküteri tabaklarının insanın aklını başından aldığı, İtalya’nın en güzel meydanlarından Piazza Maggiore’de keyifli notaların yükseldiği, tarihe tanıklık eden kulelerin tepesine tırmanıp insanın heyecan duyduğu, Avrupa’nın en eski üniversitesinin bulunduğu, ”Keşfetmek için neden bu kadar geç kaldım acaba?” dedirten bir şehir Bologna.

İtalya’daki öğrencilik yıllarıma geri dönme şansım olsaydı listemde ilk sıralara bu güzel şehri koyabilirdim. Bundaki en büyük etkenler Piazza Verdi’nin de içinde olduğu, üniversite bölgesinin dinamik yapısı; Sürekli bir koşturmaca ve üretim içinde olan öğrenciler; İçine girdiğimde bambaşka dünyalara yolculuk ettiğim, Avrupa’nın en eski üniversitesi olan L’Alma Mater Studiorum, Università di Bologna ve o nefis ortamı.

Bu güzel şehir için önerebileceğim adresler şöyle:

  • Öğle yemeği için: Drogheria della Rosa (Via Cartoleria, 10)
    Bologna’nın da içinde bulunduğu Emilia-Romagna bölgesi gastronomik anlamda büyük ve haklı bir üne sahip. Yerelin her daim korunduğu, yemek sunumlarının son derece sade yapıldığı zarif bir bölge burası. Gündüz saatlerinde keyifli bir adres arıyor, tipik Bologna yemeklerini tatmak istiyorsanız bu restoran doğru adreslerden. Mutlaka dışarıda oturun. Finali nektarin ve mascarpone peynirli olağanüstü tatlısı ile yapın.
  • Akşam yemeği için: Al Pappagallo (Piazza della Mercanzia, 3)
    Bologna’yı iyi bilen bir arkadaşınız hoş bir akşam yemeği için sizi buraya götürmeye karar verdiyse hiç sesinizi çıkarmayın ve anın tadını çıkarın. Önce bir culatello tabağı söyleyin, bir de yanına parmesan. Yemeğinize eşlik edecek şarabı seçmeniz için sommelier yardımınıza koştuğunda acayip keyifli bir sohbete başlayacaksınız.
  • İyi kahve için: Caffe Terzi (Via G. Oberdan 10/D)
    İçeceğiniz kahvenin çekirdeğine sizin karar verdiğiniz, espresso’nuzu ayak üstü barında keyifle yudumlayıp, Bologna keşfine kaldığınız yerden devam edeceğiniz, merkezi konumlu, şık önlüklü ve beyaz gömlekli baristalarıyla hatırladığım hoş kahveci.
  • Aperitivo için: Nu Lounge Bar (Via dei Musei, 6F)
    Piazza Maggiore yakınlarındaki bu mekan hoş bir portico altında yer alan pasajın içinde bulunuyor. Yemek için aklınızdan bile geçmesin, fakat aperitivo keyfi yapmak için doğru bir adres.
  • Küçük bir tatlı molası için: Gamberini. (Via Ugo Bassi, 12)
    Venedik’te efsanevi Florian’da neler hissettiysem burada da benzer duygular içindeydim. Şehrin en şık pastanesi hiç kuşkusuz.
  • Küçük bir atıştırmalık ya da kahve molası için: Zanarini (Piazza Galvani, 1)
  • Şarküteri alışverişi için: La Salumeria da Bruno e Franco (Via Oberdan, 16), Salumeria Simoni (Via Drapperie 5/2a), Paolo Atti e figli (Via Caprarie, 7) ziyaret edilmesi gereken noktalar. Ama favori dükkanım Tamburini (Via Caprarie, 1)
  • Bologna’nın en güzel revaklarının altında yürümek için: Via Luigi Carlo Farini. Bu cadde aynı zamanda lüks alışveriş için de bilinen noktalardan. Ünlü alışveriş merkezi Galleria Cavour’un dört girişinden biri bu cadde üzerinde.
  • Şehrin silüetine hakim bir noktadan Bologna’yı izlemek için: La torre degli Asinelli’ye tırmanın. (Piazza Ravegnana, 82)
    498 basamağı çıktığınıza mutlaka değecek. 12. yüzyılda Bologna’nın önemli aileleriyle başlayan kule geleneğinin günümüze dek ulaşabien az sayıdaki örneklerinden biri bu kule.
  • Görmeden dönülmemesi gereken noktalar: Şehrin en ünlü meydanı Piazza Maggiore; Tommaso Laureti’nin tasarladığı ünlü çeşme Neptün; Çeşmenin hemen yanı başında yer alan görkemli saray Il Palazzo Re Enzo; Şehrin en önemli kilisesi Basilica di San Petronio; içerisinde keyifle zaman geçireceğiniz kütüphane binası Biblioteca Salaborsa; Şehrin en zarif noktalarından biri olarak anılan Piazza Cavour; hareketli yapısıyla Via dèi Musei, Via Caprarie ve çevresi.
  • Üniversite bölgesi Bologna’nın en sevdiğim noktalarından. Via Zamboni’den Piazza Maggiore’ye kaç kez yürüdüm bilmiyorum ama günün her saati ayrı keyifli rota. Özellikle akşam aperitivo yapan insanlar, hoş müzikler, canlı yapısıyla Piazza Verdi mutlaka görülmeli.  Fırsat yaratıp mutlaka Conservatorio Giovanni Battista Martini’nin bahçesine de girin. Şanslı gününüzdeyseniz rüya gibi bir ortamda, piyano sesleri eşliğinde çok keyifli dakikalar yaşayacaksınız.

 

 

 


Yorum Ekleyin